top of page
  • Özcan Avcı

Deprem, Ğıd el Sabatağsh, Yeniden Yaşam

Güncelleme tarihi: 3 Eyl



Ğıd el Sabatağş, Hıristiyan kültüründen Arap Alevilere geçtiği düşünülen bayramlardan biri. Yumurta Bayramı da deniyor, Paskalya Bayramı da.


Arap Aleviler, uzun yıllar kentlerden uzak yerleşkelerde yaşamış bir tarım toplumu. Tekçi, inkarcı, imhacı devlet politikalarının sistematik saldırılarının ezici basıncı altında baskı altında kalmış, katliama uğramış bir toplum. Böylesi bir tarihin içinde kadim halkların birbiriyle dayanışma deneyimlerinin oluşması gayet olağandır. Kültürlerin yan yana, iç içe yaşamalarından dolayı iç içe geçmiş etkileşimlerin olması son derece doğal.


Yumurta yeniden dirilişi, yeniden doğuşu ve yeni hayatı simgeliyor. Kimi yorumlara göre, bu bayram İsa’nın ölüp yeniden dirilmesi olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl vurgu bahar mevsimine. Bahara. Doğuma. Dirilişe. Baharla birlikte yaşam yeniden diriliyor, doğa uyanıyor. Baharın gelişi kutlanıyor.


Bu bayramın doğayla ilişkisi de oldukça ilginçtir. Doğanın kendini yenilemesi bayram olarak görülüyor, insanın doğanın bir parçası olduğu hatırlatılıyor.


İnsanın doğayla kurduğu ilişkinin sembolleşmesi, bu bayramın günümüze kadar taşınması, komünal değerlerin bir kısmının günümüzde hâlâ görünür olması, dini ritüellerinin bir kısmında eşitlikçi toplum ilkelerinin barınabilmesi oldukça önemlidir.


***

Dut yapraklarına ve soğan kabuklarına sarılıp kaynatılarak renk verilen yumurtalar boyanır. Çocuklar, gençler, yaşlılar bir arada kutlarlar bayramı.


O gün için adak adanır, gelenektir. O gün hırisiler pişer, komşulara, akrabalara, yoksullara dağıtılır. Dini ritüeller yerine getirilir. Yemekler birlikte yenir. Ortak sofra, ortak kaderin, ortak kederin, ortak umutların birleştiği yer olur.


Bu Şehir Öldü Diyorlar. Öyle mi?  

“Eski Antakya sokakları yıkılmış

Uzun Çarşı’da baharat kokuları yokmuş

Bu şehir öldü diyorlar. Öyle mi?

Az ileriye gitsin bu savda bulunanlar!

Affan’da, o tarihi fırında hâlâ tarihi Antakya simidi pişiyor.

Onun kokusunu içlerine çeksinler o zaman!


***

Biz buradayız, bu taşları tek tek yerleştireceğiz duvarlara

Aralarına derz niyetine dizelerimizi, mısralarımızı, notalarımızı yerleştireceğiz.

Bu şehri yeniden hep birlikte inşa edeceğiz.


Tarihsel birikimine sahip çıkarak, kültürel dokusuna sahip çıkarak, demografik zenginliğine sahip çıkarak…” diyor Hasan Özgün 6 Şubat depremlerinin ardından yaptığı konuşmasında. Bu konuşma, komünün içinden çıkıp gelen halk dayanışmasının dönüştürücü ve yaratıcı gücünü vurgular. “Her şeye rağmen buradayız” diyenlerin beyanıdır. Bu güç, kentin yeniden inşasında can suyu olacaktır.


Bu yıl depreme, depremin yarattığı göz göre gelen devasa enkaza, siyasal ve toplumsal yıkıma, kentlerde yükselen ölüm kokusuna rağmen, onlarca mahallede sosyalistlerin organizasyonunda bayram için etkinlikler düzenlendi. Her sene olduğundan fazlaca katılımla gerçekleştirilen 3ıyd el Sabata3sh, bizlere çok şey anlatıyor.


İçerik, tarihsel bütünlük ve kültürel değerlerle ele alınıp bugünkü koşullarda kutlanması, kutlamaları solcu, demokrat, sosyalist gençlerin organize etmesi, depreme rağmen hayata geçmesi epey önemliydi.


Depremin ilk anından itibaren devletin bütün varlığı, halkı yerinden etme ve göçe zorlamaktı. Bu politika büyük oranda asimilasyon politikalarının uzantısıydı. Halkın bir arada yaşama kültürüne bir darbeydi. Halk ise bunun karşısında kültürüne sahip çıkma, kültürünü yaşatma iradesi göstermiş oldu.


Depremle beraber kültürü, inancı ve tarihi hayli asimile edilmekle karşı karşıya olan Arap Aleviler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar.


Ancak, bu bayram kendi anlamını bir kere daha vurgularcasına yeniden yaşamı, yeniden dönüşü simgelemiş oldu. Nasıl bir yeni istediğimizi bizlere tekrar gösterdi.

Bu kenti yeniden inşa edeceğiz.


Tarihsel birikimine sahip çıkarak, kültürel dokusuna sahip çıkarak, demografik zenginliğine sahip çıkarak…



15 görüntüleme

Bu platformun kendine ait resmi bir görüşü yoktur. Bu oluşum içerisinde yer alan tüm yazılar yazarların şahsi görüşüdür.  Okuduğunuz bu yazının yayın hakları nehna.org’a aittir, ilkelerimiz gereğince sitemizdeki yazıların paylaşılmasında bir sakınca görmüyoruz. Ancak paylaşım yapılırken evrensel basın ilkelerine riayet edilmesi, yazının ilk olarak nehna.org sitesinde yayınlandığına ilişkin ibare bulunması ve yazarın isminin anılması hususlarına dikkat edilmesini önemsiyoruz.

bottom of page