top of page
  • Abdulla Sert

Antakya’da Dallar Bayramı (Şa’nini)

Güncelleme tarihi: 28 Ağu 2023

Önce Dallar Bayramı’nın Hıristiyanlık açısından ne olduğunu nereden geldiğini kısaca özetlemek istiyorum. Dallar Bayramı veya Mesih İsa’nın Kudüs’e Giriş Bayramı, Paskalya’dan önceki pazar gününe denk düşen bir Hıristiyan bayramıdır. Bayram, dört kanonik İncil‘in her birinde bahsedilen bir olay olan İsa‘nın Kudüs’e zaferle girişini anar. Mesih İsa’nın Kudüs’e Giriş Bayramı da Kutsal Hafta’nın ilk gününü işaret eder.

Mesih İsa'nın Yeruşalem'e Girişini Sembolize Eden bir Tasvir

Palmiye Dallarından örülen haçlar

Palmiye dallarının, Hıristiyanlık öncesi Greko-Romen kültüründe zafer ve umudu sembolize ettiğini bunun yanında, Antik Mısır dinlerinde de cenaze törenlerinde sonsuz hayatı simgelediğini hatırlatalım. V. yüzyılda yaşamış İspanyol kökenli seyyah Hacı Egeria‘nın günlüğü bize, V. yüzyılın başında Kudüs’te oturan Hıristiyanların öğleden sonra Zeytin Dağı‘nda toplandıklarını ve daha sonra akşama doğru palmiye dalları ya da zeytin dallarıyla Kudüs’e geçit töreni yaparak gideceklerini anlatır.

Yine Doğu Hıristiyan kilise kayıtlarına göre, cumartesi gününden palmiye dallarından haç örmeleri yapılır ve kilise içlerindeki ikonalar da genellikle yeşil renklerin ağır bastığı bezemelerle süslenirdi. Dallar Bayramı geleneğinin hızla Hıristiyan dünyasının geri kalanına yayıldığını, palmiye dallarıyla kutsama geleneğinin olduğunu, VIII. yüzyılın ortalarındaki kayıtlar teyit etmektedir. Palmiye yetişmeyen yerlerde ise zeytin dallarının kullanıldığını görmekteyiz.

Ayinle ilgili Yunanca ve Latince metinlerde palmiye dallarının yaşamın, umudun ve zaferin sembolü olarak hizmet ettiğini görüyoruz. Fakat yakın zamanda Hıristiyanlığa dönen halklar, palmiye dallarına büyük bir güç ve hatta sihirli bir etki atfediliyorlar ve alayda taşınan dalları, evlere gelen tüm kötülükleri korumak için kullanıyorlardı.

Tasvirlerde İsa’nın at değil de eşek üzerinde giriş yaparak gösterilmesi, Doğu geleneklerinde eşeğin barış sembolü olarak kabul edilmesiyle bağlantılıdır. Çok eski kayıtlarda, kralları atı savaş için, eşeği de barış kullandığından yola çıkılarak, İsa’nın Kudüs’e “Barışın Prensi” olarak giriş yaptığına inanılmaktadır.

Antakya’da da Dallar Bayramı Hıristiyan cemaat tarafından, kendimi bildim bileli coşku ile kutlanır. Çocukluğumda en çok hatırladığım şeylerden birisi, ancak büyüklerin ve gençlerin taşıyabileceği büyüklükte yaygın yaprak ve küçük dallara sahip, kalın saplı zeytin dalı kümesinin, 1-2 gün öncesinden eve getirildiği ve bahçelerden koparılmış olan kokulu gül, karanfil ve şebboyla süslendiğidir. Ayrıca pazar sabahı üfleyerek şişirdiğimiz balonları da en yüksek dalların uçlarına ince iplerle bağladığımızı hatırlıyorum. Bu süslü, kokulu, balonlu dal topluluğuna biz “şa’nini” derdik. Her ailenin şa’ninisi imkanlarına göre farklı büyüklükte ve süs seviyesinde olurdu. Hali vakti daha iyi birkaç ailelerin özel bir yere yaptırdıkları yeşil ve temiz palmiye yapraklarından örülü ve kararında çiçeklerle bezeli şık “şa’nini”lere gıptayla baktığımızı hatırlıyorum.

Bu özel günde en fazla mutlu olanlar her zaman çocuklardır. Ailecek en temiz elbiselerimizle gittiğimiz kilisede, emniyetli bir yere iliştirdiğimiz şa’ninileri koruma görevi biraz daha büyük çocuklarda olurdu. Bir yandan ayini izlerken, diğer taraftan da gözümüz yanımızda gizlice getirdiğimiz toplu iğnelerimize hedef olacak balonlu şa’ninilerin üzerinde olurdu. Ayinin bir yerinde, bütün baba veya ağabeyler ellerinde şa’ninilerle önlerinden şa’nini duası eşliğinde geçecek papaz ve heyetin peşine takılmaya hazırlanır. Bu konvoy kilisenin içinde turlar. Bu turlama sırasında ayin seslerine çocukların sevinç çığlıkları karışır, toplu iğnelerin gazabına uğrayan balonların patlama sesleri de şölene ayrı bir renk katar.


Fotoğraflar: Abdulla Sert


6 görüntüleme

Bu platformun kendine ait resmi bir görüşü yoktur. Bu oluşum içerisinde yer alan tüm yazılar yazarların şahsi görüşüdür.  Okuduğunuz bu yazının yayın hakları nehna.org’a aittir, ilkelerimiz gereğince sitemizdeki yazıların paylaşılmasında bir sakınca görmüyoruz. Ancak paylaşım yapılırken evrensel basın ilkelerine riayet edilmesi, yazının ilk olarak nehna.org sitesinde yayınlandığına ilişkin ibare bulunması ve yazarın isminin anılması hususlarına dikkat edilmesini önemsiyoruz.

bottom of page