top of page
  • Dimyan Yakupoğlu

Noel’in Anlamı

Güncelleme tarihi: 23 Ağu 2023

Yücelerdeki Rabbe izzet, yeryüzünde barış ve insanlara esenlik olsun! Değerli kardeşlerim, Noel Bayramı’nızı en samimi duygularımla kutlar, bu kutsal bayramın bütün insanlara öncelikle sağlık, huzur, mutluluk, barış ve esenlik getirmesini temenni ederim. Hepinize Rabbin bereketi ve lütfuyla dolu nice mutlu Noeller dilerim. Bu yazımda, Noel Bayramı’nın daha iyi anlaşılması için sıkça sorulan birkaç soruyu cevaplandırmaya çalışacağım.

Noel ne anlama gelir?

Noel’de kutsal kilisemiz, kurtarıcımız Mesih İsa’nın Beytüllahim doğumunu kutlar. Bu bayram bütün Hıristiyan camiası açısından büyük bir önem arz eder. Farklı kilise ritüelleri ve çeşitli halk gelenekleriyle büyük bir sevinçle kutlanır. Ritüeller ve kutlamalar farklı olsa da amaç hep aynı ve tektir: Mesih İsa’nın insanların kurtuluşu için beden alma müjdesi ve fedakarlığı.

Noel’in Hıristiyanlık inancındaki yeri nedir?

Noel, Paskalya’dan sonraki en önemli ikinci Hıristiyan bayramı olarak kabul edilir. Hıristiyanlık’tan önce 25 Aralık, güneşi ve dünyayı simgeleyen Roma tanrısı Sol Invictus’u onurlandırmak için pagan bir şölen olarak kutlandığı da belirtilir. Noel, Hıristiyanlar için ise, Meryem’in müjdesi, Mesih’in vaftizi ve sünneti gibi Noel’den sonraki ve Noel’den önceki olayların hatırlandığı “doğum zamanı”nın bir parçası ve doruk noktasıdır. Kurtarıcımız Mesih İsa, Doğu’nun güneşi ve dünyanın nuru olduğu için İznik Konsili‘nin kilise babaları bu tarihi Noel Bayramı olarak belirleyerek kutlamışlar ve pagan inancının şölenlerini de yok etmişlerdir.

Noel’i Ortodokslar nasıl kutlar?

Hıristiyan inancına sahip olan bizlerin büyük bir sevinçle ritüellere, ilahilere, duaya ve okumalara odaklanması gerekmektedir. Bu nedenle Noel Bayramı mevsiminde, kiliselerde okunan okumaların ve söylenen ilahilerin çoğu sevinç, mutluluk ve esenlikten bahseder. Örneğin, bir ilahi “Mesih doğdu, onu yüceltin; Mesih göklerden geldi, onu karşılayın; Mesih yeryüzündedir, siz yükselin“ der. Gerçekten de, sevinç, huşu ve ilahiyat dolu bu sözler bizlere tarifi olmayan göksel bir esenlik, umut, ve mutluluk verir. Bu cevheri sözler, Noel günü, her birimizin kalbine dokunur, çünkü doğuş gününde Tanrı feragat edip bizim gibi insan olmayı kabul ederek göklerden inmiştir. Öyle ki, biz Hıristiyanlar, bugün ona iman edip tanrısallaşmayı, yani ona göksel egemenliğinde iştirak etmeyi dileriz. Dolayısıyla, biz bu kutsal günü, Tanrı’nın insanlara karşı olan sevgisini ve merhametini ilan ettiği gün olarak da kutlarız. Bunun içindir ki, Noel Bayramı kutlamaları Noel ağacı kurmakla, yeni elbiseler giymekle ya da çeşitli kurabiye ve lezzetli yemekleri yapmakla sınırlı kalmamalıdır. Bunlar sadece beşeri, yerel ve hoş geleneklerdir. Ama hakiki sevinç ve mutluluk Tanrı tarafından bize bahşedilen ve o sevinci yüreğimizden hiç kimsenin alma yetkisi olmayan hakiki göksel sevinçtir.

Noel neden farklı kiliseler tarafından farklı tarihlerde kutlanır?

Noel’in anlamına değinmeden önce, Noel’in farklı kiliseler tarafından neden farklı tarihlerde kutlandığını anlatmak gerekir. Doğu ve Batı Kiliselerinde genel olarak 25 Aralık‘ta kutlanır. Fakat Rus ve Ermeni Kilisesi gibi Jülyen takvimine tabi olan kiliseler Noel’i 14 gün sonra kutlamaktadır. Gregoryen takvimlerinde 24 Aralık gecesinden başlayarak 25 Aralık gününde, Jülyen takviminde ise 6 Ocak gecesinden başlayarak 7 Ocak gününden İsa Mesih’in doğumu kutlanır. İncil, İsa’nın doğum tarihini belirtmese de, kilise babaları bu tarihi 325’teki İznik Konsili’nde bu şekilde belirlemiştir. Kilise geleneği de kutlamayı gece yarısından itibaren başlatır. Elçi Pavlos’un Korintliler’e yazdığı mektubunda bizlere “O bizi yazılı yasaya değil, Ruh’a dayalı yeni bir antlaşmanın hizmetkârları olmaya yeterli kıldı. Yazılı yasa öldürür, Ruh ise yaşatır“ şeklinde seslenişini hatırlamalı ve tarihsel farklılıklar yerine Noel’in ne anlama geldiğini ve neyi kutladığımızı önemsemeliyiz.


7 görüntüleme

Commentaires


Bu platformun kendine ait resmi bir görüşü yoktur. Bu oluşum içerisinde yer alan tüm yazılar yazarların şahsi görüşüdür.  Okuduğunuz bu yazının yayın hakları nehna.org’a aittir, ilkelerimiz gereğince sitemizdeki yazıların paylaşılmasında bir sakınca görmüyoruz. Ancak paylaşım yapılırken evrensel basın ilkelerine riayet edilmesi, yazının ilk olarak nehna.org sitesinde yayınlandığına ilişkin ibare bulunması ve yazarın isminin anılması hususlarına dikkat edilmesini önemsiyoruz.

bottom of page